
23 Temmuz 2004
Kırmızı yeşil farketmez. Işıkları sevmem. Işık dediğin şey, zavallı insan aklının kendi beceriksizliğini örtbas etmek için kullandığı bir icadıdır. Bir icadıdır diyorum çünkü bu amaçla o kadar çok şey icat etmiştir ki (ateş bile buna dahildir).
Şehirleri de sevmem, uzakmış yakınmış güvenliymiş değilmiş umrumda olmaz. Ben kafamı kaldırdığımda bu ışıklar yüzünden yıldızları göremeyeceksem, topunun canı cehenneme.
Bulutları severim en çok. Şurdakini, işte ordakini…
Kıbrıs’ın burnunun ucundayım. Hani şu adanın en kuzey ucu. Ukalaca denize meydan okuyan ama anakaraya ulaşmak için biraz güdük kalmış burnunun ucundayım. Bu bölgede eşekler bile yaşamıyor. Tek bir ışık yok, ama her şeyi görüyorum işte. Her şey o kadar açık ve net ki.
Sigaramdan uzuun bir nefes çekiyorum. Dumanı görüyorum. Kadehime bir duble daha incir rakısı dolduruyorum. Dumanı görüyorum. Kafamı kaldırıyorum minik minik dumanlar görüyorum süzülüp gidiyorlar. Ben her şeyi görüyorum işte orada her şeyi!
Daha fazlasına gerek yok. Burada ışığa hiç gerek yok!
© 2026 enderayna.com | Powered by Sodamedya Interactive
Leave a Comment