
24 Ağustos 2009
Birkaç kişi oturmuş memleketin onca sorununu tartışıp kendimizce çözüm yolları ararken. Adamın biri canhıraş bir şekilde aniden çıkageldi.
Gözlerini doğrudan gözbebeklerime dikip; “Durum vahim! Gerçekten çok vahim!” diye ünledi adam.
Gelin görün ki durumun vahamiyetinin bu derecede olması beni zerre kadar umutsuzluğa düşürmedi. Ne de olsa kedim yanımdaydı ve elimin altında kitaplarım vardı. O kitapların her biri kendi içlerinde biriktirdiklerini içli içli bana doğru akıtırken ne yandan baksam, bana bir çözüm bulacakmışım gibi geliyordu. Dalga geçercesine çiziktirdiğim çizgilerin içlerinden bazılarının canlanıp bana karşı bir komplo girişiminde bulunmaları da beni umutsuzluğa düşürmedi. Bu durum vahim diyen adamın hayat meselesi olarak adlettiği bir sorunu vardı:
Yollar vardı bir iki üç dört beş. Her birinde bir adam, adamların elinde beşer tane yumurta vardı. Yumurtaları taşıyacak sadece bir tane sağlam sepet ve yumurtaları yolların sonundaki pazara götürmek için 100 dakikaları vardı adamların. Adamların bulunduğu noktadan pazara giden yol da yirmi dakika sürüyordu. Adamların yolda kurt saldırısına uğrama olasılıklarına karşın tek savunmaları yola ikişer kişi çıkacak olmalarıydı. Bu adamların yumurtaları pazarda satmaları gerekiyordu çünkü çocukları evde kaynayan taşlara bakarak o tencerenin içinde yemek olduğunu düşünüyordu. Halbuki salak adamlar bir araya gelip yumurtaları pişirseler bu çocukların hepsinin karnı doyardı. Ama biraraya gelme düşüncesi korkutuyordu onları. Onların kafasındaki tek şey yumurtaları pazarda satmaktı.
Adama dedim ki: “Durum sandığınız kadar vahim değil, benim bu kitapların artıklarından biriktirdiğim bilgilerle bu işi rahatça hallederiz. Önce siz bu yumurtaları yumurtlayan tavukları getirin hele bana. Sonra da o tavukları alıp keseceğiz ve odun ateşinde tavuk çevirme yapacağız. Sizin çocuklarınız da böylece doyacak” Önce suratıma aptal aptal baktı, sonra da tavukları ve diğer adamları getirdi.
Tavuklar geldikten sonra ben de ateşi yaktım. Adamlardan birisi tavuk keserken, birisi yoldu, birisi temizledi, birisi pişirdi birisi de yedi. Sonuçta ben ve diğer dört adam ve onların çocukları ve hatta tavukları yiyen adamın çocukları hepimiz bakakaldık. Adamın tavukları, kemikleri dahil, mideye indirişini hayranlıkla seyrettik.
Sonra akşam oldu. Sağlam sepeti de çocuklar suya atıp kaynattılar. Sepetin suyundan yapılan çorbayı hep beraber içtik.
Oh be! Bugünlük de karnımız doydu!
© 2026 enderayna.com | Powered by Sodamedya Interactive
Leave a Comment