
15 Aralık 2010
Esra 30’lu yaşlarında. Nerden baksanız beş senedir O adamla yaşıyor. Ama bunca yıla rağmen O adamla yaşamasını hala anlamlandırabilmiş değil.
O adam’ın eve gelmediği bazı gecelerde bu durumu yalnızlık korkusuna bağlıyor, bazı gecelerde ise yalnızlık sevgisine.
“Ben tutarsız biri değilim, dengesiz hiç değilim” derken “on parmağımda on marifet vardır” lafını da kendine pek yakıştırıyor.
Nitekim Esra aynı anda iki şey yapmayı hep beceriyor. Misal tuvalette otururken ojelerini çıkarabiliyor ya da çamaşır asarken çişini tutabiliyor. Sigara içerken yemek yapabiliyor ve sevişirken osurabiliyor.
Esra haftada en az üç kez çamaşır yıkıyor. Bunları o adamla beraber asıyor. Çamaşırları asarken adamın kıyafetlerini çamaşırlığın bir tarafına kendi kıyafetlerini diğer tarafına asıyor.
Çamaşırları yaz kış odada kurutuyor. Donları ve çorapları da her zaman dışarıya asıyor. Esra çamaşırları toplarken adam çoğunlukla müzik dinliyor oluyor. Esra adamın sadece müzik dinliyor olmasına anlam veremiyor. Çünkü adam o anlarda sadece ama sadece müzik dinliyor. Kulağında kulaklıklar. Öylece…
Esra topladığı çamaşırlar arasından sadece donları ve çorapları çekmecelere yerleştiriyor. Çoraplar üst çekmeceye donlar ise her zaman sağ alt köşeye yerleşiyor. Esra yokken O Adam bazen donların ve çorapların yerini değiştiriyor.
Üst çekmeceye dağıtarak attığı donların üstüne kitap koyduğu bile oluyor.
Esra o adamdan o anlarda nefret ediyor. Çorapları alıp onlarla etli dolma yapmak istiyor. O Adamın çorap dolmasını yerken boğazına takılacak bir tüy yüzünden boğulacağını hayal ediyor. Boğulma anında kendinden yardım isteyeceğini oysa hiç bir yardım alamayacağını, ona doğru uzanacak eline ve morarmış suratına bakıp gülümseyeceğini hayal ediyor.
Geceleri uykusu kaçtığında bu hayallere tutunup çabucak uyuduğu oluyor. O adam ise geceleri uykusu kaçtığında abajuru açıyor.
Loş ışıkta Esra’nın sırtı o adama dönükken bazı geceler hışır hışır sesler duyuluyor, ki beş senedir gecenin bir yarısı abajur yandığında ve ‘hışır hışır’ sesler duyulduğunda Esra her seferinde neler olduğunu, her seferinde çok ama çok merak ediyor.
Esra beş senedir bir kez bile o anlarda sırtını dönüp neler döndüğüne bakmıyor. Çünkü iki şeyi aynı anda yapmayı seven Esra böylelikle hem merak edip hem de hayal kurabiliyor.
O anlarda adamın kitap okuduğundan şüpheleniyor, ya da kaset sarıyor olabilir diyor, ya da telefonuyla mı oynuyor acaba? Aklına bazı başka şeyler de geliyor ki bunların çoğunluğu vajinasında minik ve keyifli sızılar yaratıyor ama onları söylemekten hiç hoşlanmıyor. Sırtı dönük olduğu halde çoğunlukla hışırtıları dinleyerek uykuya dalıyor.
Esra uykusundan iki kez uyanıyor.
İlkinde O adama bakıyor. Hala orda mı diye. O adamla yanyana olduğuna seviniyor.
İkincisinde mutfağa bakıyor: buzdolabı kapalı mı? kapalı. ocak kapalı mı? kapalı. musluk kapalı mı? kapalı. pencere, panjur, dolaplar, tost makinesi, fırın hepsi kapalı.
Güzel.
Esra galiba en çok bir şeyleri kapatmayı seviyor. Daha önce kurduğu saatini tekrar kuruyor. Sabah saat çalmadan önce kalkıp onu kapatmak için.
Esra adama sarılıyor. İki şeyi aynı anda yapmayı beceren Esra severken nefret ettiği O adamın horultularını dinlerken gözlerini de kapıyor.
© 2026 enderayna.com | Powered by Sodamedya Interactive
Leave a Comment