Alıntılar

30 Aralık 2010

kimsenin sırrını kimseye söylememeyi aynalarda öğrendim

pirincinde siyah taştan korkma, beyaz taştan kork!

bir uçurtma bilirim, şikayeti ipindendi

küçük bir deliydi…. büyüdü, büyük bir deli oldu.

gökten tüy gibi bir şey düştü, ellerina alıp baktılar. kimi serçe, kimi kırlangıç, kimi güvercin tüyü dedi. ellerindekinin bir bulut parçası olduğunu akıllarına bile getirmediler.

yok ama yağlı bir döşeğin pis terine bulanıp yaşamak, kötülükte pişmek, leş domuz ahırlarında sevişip koklaşmak….

bazı aşağılık işler de asilce görülür…

kan kızıştı mı, en büyük yeminleri bile saman çöpü gibi yakar!

bıçağını kininle bilersin ve hiç bir maden olamaz bıçağın kadar keskin…

kötü işler, üstlerini bütün dünya örtse de yine kendilerini belli ederler.

neden bazı insanların herşeyi vardır; hem çirkin, hem yoksul, hem de hastalıklıdırlar da birtakım insanların hiçbirşeyleri yoktur?

hiçbir zaman, hiçbir şey için genç olunmaz!

Yalnız başkalarını kandırmak için değil, kendimizi kandırmak istediğimiz için de parlak ve kuyruklu yalanlar uydururuz. Ancak yalan, kişiliğimizin küçük bir kesmini açığa vurduğumuz acıklı bir oyundur.

birbirimize bir orman gibi bağlanmaktan
daha güzel değil hiçbir şey
yerleri göklere kavuşturmaktan
gökleri geceye…

Leave a Comment