Aziz

03 Eylül 2009

SAHNE 12 SOKAK DIŞ/GÜNDÜZ

Şimdi Adam ve Gül yakındır bize. Gün boyu uzak durduğumuz Gül’e bu sefer yaklaşırız. Dudaklar, gözler, çene, saçlar. Arada bir hafif rüzgar diyaloğa eşlik eder.

AZİZ: teşekkür ederim…

GÜL bir şey söylemez…

AZİZ: Dün gece Wizard sana doğru söylemiş. Ben… aslında… Yani bir süredir takipteyim işte. Babam polistir benim… Yani öyleydi… Annemi kaybetmişiz bi ara… Babam zaten yok. Kardeşim yok. Çalışıyor musun sen?

GÜL bir şey söylemeden duruyor öyle…

AZİZ: Sadece ikisi vardı. İş ve iş işte… Garip. Ben aslında bir süredir işte senin yazdıklarını okuyorum… Türkiye birincisi oldum ben. Sigorta sektöründe… Satışlarımla… Zor bir iştir. Ben öğrenciydim… Üçüncü sınıf. Müzik falan. Öyle evde takılırdım. Boğaz ağrım meşhurdur. Kendinden bahsetmek kolaydır di mi böyle…26 seneyi sığdıramadım iki üç cümleye işte. Sinema okuyordum ben. Üçüncü sınıf… Yorum falan… Film seyretsek? Sever misin? Çok güzel sistem yaptım eve…

GÜL öylece duruyor…

AZİZ: Kendimden bahsedemiyorum sanırım. Off zormuş gerçekten. Sen başlasan ben kopya çeksem biraz.

AZİZ çayından içer. GÜL de içer…

AZİZ: Sonra işte adım Aziz. Seninkini de Fake’den öğrendim. Zor olmuş ama almış işte bi şekilde ağzından… geç kalkarım sonra akşama doğru dışarı atarım. kafama göre taksim, aksaray, eminönüne giderim. sonra da eve dönüyorum. evde beni beklemiyor oluyorlar. hepsi kendi halinde yatıyor işte. Bilirsin. Yatıyorlar öyle kımıldamadan (güler)

Sonra mp3player çıkartır belinden…

AZİZ: öldüler işte yani… garip müzikler dinlerim. az bulunan kimsenin farketmediği grupları keşfederim. hani suriyeden de dinlerim izlandadan da ama sonra illa ki türk sanat müziği dinlerim. saçlarım siyah, gözlerim kahverengi. ama görüyorsun di mi. saçmalarıyorum bazen. görüntüm aynen ordaki gibi di mi. bi ara uzattım bi ara kazıttım saçlarımı. resimleri bazen bir iki sene öncesinden seçiyorum hoş oluyor tepkileri görmek işte. bu arada, hah ne diyordum. okumayı, yazmayı eğlenmeyi severim. izlerim işte insanları. umarım sıkmamışımdır seni (gülümser)

der ve kulaklıkları Gül’e verir…

AZİZ: Aslında işte bunu ben her sabah. Öyle sabahları… Dolduruyorum. Sonra sıkıyorum beynime

AZİZ gülümser…

AZİZ: Sıkıldın mı? Şu parçayı dinlesek…

GÜL birden sertçe bakar… İlk kez omuz plana keseriz.

GÜL: Eğleniyor muyuz?

AZİZ şaşırır birden…

AZİZ: Ben mi? Yok… Ben…

GÜL: El benim elim unutmuşum onu…

AZİZ yine şaşırır.. Eli ayağına dolanır birden… Biraz daha uzağa keseriz.

GÜL: Herkesin derdi var bir şekilde. Ne yani? Buralarda buluştuk işte. Şu halimize bak. Üstelik seni seviyorum falan demeye başladın. Geldiğimiz yere bak…

AZİZ ümitsizce

AZİZ: Niye… Kötü bir şey demedim ki ben… Konuşmamız bitti mi…

GÜL: Söylediklerinin gerçek olduğunu nereden bilicem ben? Göstermen lazım

AZİZ: Hangi söylediklerim

Genele keseriz.

GÜL: Yok gerek yok. Neyse. Yanlış yapmadın sonuçta. Ne bileyim. Ben yanlış yapmış olabilir miyim. Kendimi MSN de göstermem ben. O benim şeyimden kaynaklanıyor. Çok nadir avatara koyarım foto. Cam açmam. Neyse böyle işte. Kalkalım

Teleye keseriz

AZİZ: teşekkür ederim…
GÜL: biz daha ölmedik ve henüz evlenmedik. gerek yok.

der ve birden siyaha düşeriz…

Leave a Comment