
24 Haziran 2004
Kılcal damarlardan örülü bayrağın ovaya savurduğu kırmızı toz bulutunun ardına sinmiş bir çift ölü köpek gözü; sabaha karşının gölgeli ışığında saçaklanmış yurtsuz öksüzleri gözlüyordu.
Savaşın koyu karanlık yüzü üstlerine örtülüyken tanıdık bir battaniye gibi; öksüzlerin en başındaki öksüz, az sonra şarjöre sürdüğü son merminin tanıdık barut kokusunu duymayı umuyordu…
Koku ondan geliyordu. Her nasılsa bir gece, kapkaranlığın içinden şimsek gibi keskin bir bakış yakalamış, vahşetin bebek tenlerince taze yüzünü ilk kez orada görmüştü. İlk karşılaşmanın ardından başlayan aşk işte onu buralara kadar getirmişti. Şimdi sönmeyeyazmış güneşin doğmasını beklerken; en az avucunda tuttuğu bıçağı kadar keskin soğuk ellerini ve yüzünü dağlarken; vücudu işlenmemiş bir mermer gibi amacından habersiz öylece duruyordu.
Mızrak
Yüzlerce ışığın altında gölgesi yok olmuş
Kızgın bir palyaçodur o seyirciyi güldüren
Görmüyormusun elinde tutuyor son ağacın meyvesini
Ve ölülerimizin kemiklerinden yapılmış mızrağı
Çöl
Çölün üzerinde bir cümbüş var canlı
Sanki kıyamet sonrası gibi kanlı
Okyanuslara kadar dümdüz dünya
Ölüler gözlerini dikmiş sana
Melekler cam yapıyor durmadan
Bilgiç parmaklarıyla
Suç
Sen oturmuş alacakaranlığında zamanın
Deviriyorsun şarap kadehlerini.
Bu içtiğin onların gözyaşlarıdır.
Oysa ki yalnızsın ve gece bitmek üzere bak.
Uyan!
Kır zincirlerini artık endülüs köpeği!
Ceza
Ateşten korkmam ki ben
Zehrinizden korkmam ki…
© 2026 enderayna.com | Powered by Sodamedya Interactive
Leave a Comment