Neon

07 Eylül 2016

Tekinsiz, karanlık, huzursuz ve ıslak bir müzik var içimde. İlkel ve derinden geliyor davullar… Paralize olmuş durumda soğuktan titreyerek izliyorum.

Parmak uçlarımdan başlayarak tüm bedenime yayılan ama önce göğsümün ortasında uzun bir mola veren bir hezeyan benimkisi.

Çöllerin güneşlerini sırtına almış ve dahi kendi canavarlarının elinden tutarak yürüyenlerin ülkesindeki, afyon tarlalarında yetişen küçük kemirgenler ve onların üstünde, terden ve kirden keçeleşmiş kürklerine tutunarak yaşayan yarı siyah yarı beyaz okyanusun tükürdüğü adamların hayallerini süsleyen kelebek kanatlarının sırları, o sırların ardına sinmiş ölü köpek gözlerinin ışığı,

gecenin sabaha terk edildiği umutsuz gün doğumlarında sokakta birikmiş sularda oynaşan neon tabela ve o tabelanın en pembe ışığında hapsolmuş meyve sineği, dibi kararmasına rağmen ve evet tamamen düşsel bile olsa, yanma konusundaki ısrarıyla karanlığı yırtan tıpkı diğer tüm ateşler kadar güçlü olabileceğini ispat eden minik neon, oysa ki onun ışığındaki soğuk dalga boyu titretir uykusundaki insaların omurgasını,

gün boyunca yediklerini kusarlar uykularında, gün boyunca yedikleri bütün o et, kan, diş, ter, toz, göz, sokağın köşesini döndüklerinde gördükleri tüm o manzara, para, içtikleri gün ışığı, sözcükler ve evet sözcükler en fazla kustukları uykularında ama tek bir söz söylemlerine gerek yoktur gelmeleri için,

bütün o kusmuğun kokusuna gelir minik şeytanlar kendileri kadar minik basamaklardan inerek süzülürler kulaklarına, kulaklarının içinde hainler barınır, kulaklarının içinde çöreklenmiş yılanlar barınır, kulaklarının içinde hayallerini tutarlar, buzdandır bunların hayalleri küçük çanları çaldırmak dışında bi işe yaramazlar şeytanların kulaklarındaki, böylece önce sese gelir onlar sonra da kokuya, kusmukları iki ellerinin arasına alıp başlarını eğip ürkek maymunlar gibi yerler yemeklerini, küçük kuyrukları emdikleri kusmuğun verdiği hazla titrer zaman zaman, bu titreşimler yeni ürpertiler yaratır uyuyanların omurgalarında,

bütün bu titreşime ayak uydururcasına titrer küçük neon, her iki saniyede bir kısa, her iki dakikada bir uzun uzun titreşir, tıpkı yanan kibritlerin alevleri gibi,

dalgaların uzaklaşmasını seyre dalar kibritler kafalarında hep yanmayı bekleyen ateşlerin sıcaklığıyla, aslında asla haketmedikleri bir zamanın üstelik asla haketmediklerini bilerek hükmünü sürerler, sürdükleri bu hüküm sayesinde yaşamlarını sürdürür durgun sudaki tek hücreliler,

hep bir ağızdan bağırırlar: Rasyonel olan her şeyi öldürün!

Leave a Comment