
14 Haziran 2016
7 yaşında okulu asmayı akıl edemezdi elbette. O halde diyelim ki öğretmeninin farketmediği bir anda beden eğitimi dersinde yanlışlıkla bahçeden çıktı. Sonra da daha iyi bildiği başka bir yol olmadığı için ayakları onu doğrudan eve getirdi.
Annesi ve babası işte oldukları için evin anahtarını daima boynunda asılı taşır diğer çocuklar da nedendir bilinmez ama elbet bi sebep uydurup onunla dalga geçerlerdi.
3 katlı binanın tek sakinleriydiler. Birinci ve üçüncü katlar uzun zamandır boştu.
Onur, her zamanki gibi anahtarı boynundan çıkarmadan dış kapıyı açıp koşarak merdivenleri çıkmaya başladı. Yaz kış her zaman serin ve nemli olan taş merdivenler duvarların dökülmekte olan çivit rengi sıvasıyla birleşince doğrusu pek bi tekinsiz oluyordu. O bir katı tırmanmak işte bu yüzden bazen Onur için saniyeler değil saatler sürüyor gibi geliyordu.
Tam ilk dönemece gelmişti ki.
Merdivende bir kadınla karşılaştı.
Kadın iri siyah gözleri ve esmer teniyle zıt, vücuduna oturan beyaz bir elbise giymişti. Kalçaları ve memeleri vardı. Dudakları iri, kirpikleri uzun, saçları dalgalıydı. Annesinin yaşlarında olmalıydı.
Kadınla bi süre bakıştılar. Uzandı. Hafifçe eğildi ve çenesini okşadı. Belli belirsiz gülümsedi. Sonra aklına bir şey gelmiş gibi bir ifade takınıp tekrar merdivenlere yöneldi.
Kadın merdivenleri topuklu ayakkabılarıyla boşluğu inlete inlete ve teker teker inmeye başladı. Onur bir üst katın loşluğuna sinerek kadını binadan çıkana kadar izledi. Kadın kapıyı açtı. Sokağın olanca ışığı ve gürültüsü binaya doldu. Ve kapı kapandı.
Onur bi an kim? diye düşündü. İkinci an bu düşüncesinin yerini çoktan evde izlemeyi planladığı çizgi filmin hayali almıştı. Hızla eve koşturdu. Evin kapısı aralıktı ve içerden müzik sesi geliyordu. Çantasını girişe fırlatıp odalara göz atmaya başladı. Mutfak boş, salon boş, kendi odası boş…
Yatak odasında babası ile karşılaştı. Babası yatağı düzeltiyordu. Onur babasını ilk kez bir iş yaparken gördü. Ne kadar titizlendiğine şaşırdı.
Babası Onur’u görünce hiç şaşırmadı. Geldin mi oğlum? Erkencisin dedi. Öğretmen dersi yarıda kesti erken bıraktı dedi. İyi, benim işe dönmem lazım, sen de ödevlerini yap o zaman, akşam gelince de maç seyrederiz. Peki dedi Onur. Odasına gitti. TV’yi açtı. Ve en sevdiği çizgi filmi seyre koyuldu…
*******************************************************
Herhalde aradan bir kaç hafta ya geçti ya da geçmedi. Balkonda akşam yemeklerini yedikleri sırada caddenin karşısındaki apartmandan çığlıklar ve ağıtlar yükseldiğini duydular. Ne oldu dedi? Annesi birisi vefat etti galiba dedi.
Bir kaç gün sonra annesi hadi hazırlan dedi. Taziye ziyaretine gideceğiz. Taziye ne? dedi. Geçen gün karşı apartmandaki Serpil’in kocası vefat etti. Ona başın sağolsun diyeceğiz. Peki deyip annesinin elini sıkı sıkı tutarak istemeden de olsa eve gitti.
Evde bir takım teyzelerin elini öptü. Bunu yaparken inanılmaz mutsuzdu. Ev o kadar havasızdı ki eve girer girmez üzerine büyük bir ağırlık çökmüş sanki birileri omuzlarından bastırmaya başlamıştı. Ağlamak üzereydi ve neden ağlamak üzere olduğunu bi türlü çözemediği için kendine daha da sinirleniyordu. Annesi elini çekiştirdi. Sanki, biraz sabret, az kaldı der gibiydi.
Annesi bir kadına, Serpil başın sağolsun çok genç yaşta kaybettik Fikret’i dedi. Kadın dostlar sağolsun dedi. Kadının sesi nedense Onur’a tanıdık geldi. Merak edip halının tozlarından kafasını kaldırıp baktığında ise kadının ağlamaktan kızarmış gözlerini gördü. Sonra da burnunu. Sonra da dudaklarını.
Evden çıkarlarken;
Anne dedi.
Efendim Onur.
O kadın var ya
Hangi kadın?
Başın sağolsun dediğin.
Evet?
İşte o kadın merdivendeki kadındı.
…
© 2026 enderayna.com | Powered by Sodamedya Interactive
Leave a Comment